11 Ağustos 2014 Pazartesi

PARFÜM İNCELEMESİ:GUERLAİN IDYLLE WMN 100 ML


             Resimler netten alıntıdır.
              Idylle  guerlain in parfüm ailesine 2009 yılında tierry wasser  tarafından katılmış.o günden beride popülaritesini  korumakta.parfümün edp ,edt , deodorantı  ve ıdylle sublime adı altında varyasyonlarıda  mevcut.Bendeki ıdylle wmn versiyonu.
                 Parfüm  çiçekli-yosunlu bir koku ve parfümün :
Üst  notasını:Müge,şakayık,frezya,lila ve güllerden oluşan bir çiçek buketi
Orta notasını:Gül karışımları
Alt  notasını:Paçuli ve beyaz miskler oluşturmakta
                 Kutusu:kutusu son derece şık kapağı biraz sert açmak ve kapatmak için biraz güç uygulamak zorunda kalıyorsunuz.eğer acele ile kapağı tam oturtmamışsanız parfümü tepesinden tuttuğunuz zaman elinden düşürmeniz bayağı yüksek bir olasılık.şişenin altının su damlasına benzer şekilde olması nedeniyle avuç içi ile uyumlu ve  tam dolduruyor.
                  Bana hissettirdiği: çiçeksi kokular kullandığım  zamanlarda kendimi naif hassas ve romantik hissettirir.ancak  ıdylle  bana kendimi neşeli ve çoşkulu hissettiriyor.sanki çevremde bir çiçek bahçesi ile dolaşan ve enerji taşan bir kız çocuğuyum.
                   Kokunun kalıcılığı oldukça uzun süreli diyebilirim.Tenime sıktığım 2-3 puff parfüm ile yaklaşık 6 saat sonra bile yarım metre uzağımda duran birisi kokumun ne kadar  güzel olduğunu söyleyebiliyor.Dış ortamda dolaştığınızda ise akşam  teninizde ancak yakın temasla alınabiliyor.Giysilerde ise ertesi gün  bile kalıcı.
                   Her mevsim ve hem gece hemde gündüz iç rahatlığı ile kullanıma uygun bir koku
                   Şu anki piasa fiatı:100 ml için 320 tl gibi.

                   Fiatının tuzluluğuna rağmen kesinlikle yeniden alırım ve iç rahatlığı ile tavsiye edebilirim diyebileceğim  modası geçmeyecek bir parfüm.

5 Ağustos 2014 Salı

ÜRÜN İNCELEMESİ:Mara Kolay Manikür&1 Dakikada Evde Manikür&Pedikür&Peeling

         
  Nice zamandır aklımda, evde kısa yollu manikür ve pedikür için kullanmak amaçlı bir sucrub veya peeling almak vardı.Geçenlerde Watsons a gidince Mara kozmetiğin bu ürününü gördüm.Netten herhangi bir inceleme yapmadan almak içime pek sinmese de yaklaşık 60 kullanım için 20 tl gibi bir fiat benim açımdan pek caydırıcılığı olmayan bir miktar olduğu için, paketi hemen elimdeki alışveriş sepetine attım.Merakımdan hemen dün akşam denedim
                .İçinde ki deniz tuzu bana tuzdan daha çok şekeri andırdı.Daha önce hiç sucrub kullanmamıştım o nedenle diğer ürünleri bilemiyorum ama içerik bana çok yağlı geldi.Ben kullanım talimatında yazdığı gibi sabah akşam kullanamıyorum akşamdan akşama yapıyorum o bile ayaklarımda bir rahatlama sağladı.hayatımın hiçbir döneminde topuklarım çok sert olmadı ancak yaş ilerledikçe beni memnun etmeyen bir sertleşme belirdi.İlk gün akşam üstüne kadar ayaklarım bebek teni yumuşaklığında idi.akşam yine biraz kuruma belirdi bende ürünü ikinci kez kullandım.yine bebek yumuşaklığına kavuştum.daha sonra uzun süreli kullanım sonuçlarımı da paylaşırım.Genel anlamda şimdilik memnunum bakalım uzun vadede nasıl sonuçlar alıcağım.Ürünün en sevmediğim yanı uygulandıktan sonra ayak ve ellerin oldukça yağlı kalması.
                Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz fikirlerinizi bizimle paylaşırsanız çok sevinirim.
          Ürün içeriği:
                 Sea salt,
                 Heliantus Annuus oil
                 Sweet almond oil
                 Tocopheryl acetate  
                Grape seed oil
                 Jajoba seed oil
                 Avocado oil
                 Macadamia nut oil
   
                                                       Sevgiyle kalın.........  

22 Temmuz 2014 Salı

OKUDUM:BÖĞÜRTLEN KIŞI

         


            Kitabın Adı:Böğürtlen Kışı
            Orijinal Adı:Blackberry Winter
            Yazar:Sarah Jıo
            Çeviren:Duygu Parsadan
            Yayın Evi:Arkadya Yayınları
            1.Baskı:Kasım 2013
            6.Baskı:Şubat 2014
            Sayfa Sayısı:353 sayfa

            Benim yorumum:Romanı  okurken yüreğime oturan acıya rağmen kitabı elimden bırakamadım.Zaman zaman yaşanan dramın ağırlığı altında kaldım.Ancak konunun bir yerinde yolların mart menekşelerinin kahramanları ile kesişmesi kitapları seri haline getiriyor mu ?diye bir düşünmeden edemiyorum.Çok gereklimiydi tartışılır.Eğer seri kitap olması havası verilmek isteniyorsa aynı kahramanlarla devam edilebilinirdi.Beni bu kitaplarda(mart menekşeleri ve böğürtlen kışı) bunaltan şey hep benzer zamanlar ve aynı mekanların ve bir ölçüde kahramanların geçmişte yaşayan kahramanlarla aynı kaderi paylaşmalarıydı.Böğürtlen kışının beni Mart Menekşeleri kitabından daha çok etkilediğimi itiraf etmeliyim.Daha öncede dediğim gibi yazarın anlatımının akıcılığı inanılmaz boyutta güzel.Bence 2 kitabı peş peşe okumak yerine farklı zamanlarda okusaymışım daha iyi olurmuş.
              Her şeye rağmen yinede çok beğendim.Yazarın kalemine sağlık.

              Merak edenler için Arka kapak yazısı:
                  "Canım Daniel'im,
Kaybolduğun gün dünyam sona erdi, canım oğlum. Seni her kim alıp götürdüyse, seninle birlikte kalbimi, hayatımı da çaldı. Ben senin gülümsediğini görmek, kahkahalarını duymak, mutluluğunu paylaşmak için yaşıyordum."

                  Vera Ray 1933 yılının o karlı mayıs akşamında üç yaşındaki oğlu Daniel'ı son kez öptüğünü bilmiyordur. Her ne kadar oğlunu yalnız bırakma düşüncesinden nefret etse de hayatlarını devam ettirmek için çalışmak zorundadır. Tek avuntusu, gün ağardığında küçücük oğluna sarılacak olmasıdır. Ancak Vera geri döndüğünde karşılaştığı manzara, Daniel'ın boş yatağıdır. Bir de karlar içine gömülmüş olan oyuncak ayısı.
                    Seksen sene sonra Seattle yine mayıs ayında karlar altındadır. Köklü bir gazetede muhabir olan Claire Aldridge, bu doğaüstü olayı haber yapacaktır. Araştırmalarına devam eden Claire, küçük çocuğun bu zamana kadar sonuçlanmamış kaçırılma davasıyla karşılaşır. Evlat kaybetmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen Claire, bu olayı çözmeye karar verir. Ancak çözdüğü her düğümün, onu Verayla olan bağlantısına yaklaştırdığından habersizdir…
Böğürtlen Kışı aşkı, umudu ve umutsuzluğu derinden anlatan muhteşem bir kitap. Bu öyküyü yüreklerinizden kolay kolay silip atamayacaksınız.